Üretim Planlama

Termin Tarihi Nasıl Doğru Verilir?

TTURK-O Editör7 dk okuma

Termin tarihini doğru vermenin yolu, işin yalnızca tezgahta geçireceği süreye değil; atölyenizdeki mevcut iş yüküne, makine önlerindeki bekleme sürelerine ve net kapasitenize (kayıplar düşüldükten sonra üretime gerçekten kalan süre) bakmaktan geçer. Termin (müşteriye söz verilen teslim tarihi) bir tahmin değil, bir taahhüttür ve ancak bu üç unsur birlikte hesaba katıldığında tutulabilir bir tarihe dönüşür.

Oysa çoğu işletmede termin telefonda, birkaç saniye içinde verilir. Müşteri tarih ister, satış ekibi işi kaçırmamak için aklındaki en yakın tarihi söyler ve planlama bu sözü çoğu zaman sonradan öğrenir. Sonuç bellidir: terminler sistematik olarak iyimser çıkar, gecikmeler birikir ve her yeni söz bir öncekinin üzerine biner.

Bu yazıda terminin neden neredeyse her zaman iyimser verildiğini, doğru bir terminin adım adım nasıl hesaplandığını, sık yapılan hataları ve söz verilen ile tutulan termin arasındaki farkın nasıl izleneceğini ele alıyoruz.

Özetle

Termin tarihi; net kapasite, mevcut iş yükü ve kuyruk süresi hesaba katılarak verilir. İyimser termin tuzakları ve tutulabilir termin vermenin beş adımı.

Doğru Termin Ne Demektir?

Doğru termin, söyleyebileceğiniz en kısa tarih değil; elinizdeki iş yükü ve kapasiteyle gerçekten tutabileceğiniz tarihtir. Bu ayrım basit görünür ama termin sorunlarının neredeyse tamamı bu iki tarifin karıştırılmasından doğar.

Tutulabilir tarihi görebilmek için akış süresi kavramına ihtiyacınız var. Akış süresi, bir işin siparişin açılmasından teslimata kadar geçirdiği toplam zamandır ve dört parçadan oluşur: işlem süresi (parçanın tezgahta fiilen işlendiği süre), hazırlık süresi (makinenin işe ayarlanması), taşıma süresi ve kuyruk süresi (işin dolu bir makinenin önünde sırasını beklediği süre).

Çoğu atölyede bu dört parçanın en büyüğü, sanılanın aksine işlem süresi değil kuyruk süresidir. Bir iş, akış süresinin büyük bölümünü tezgahta işlenerek değil, makine önlerinde sıra bekleyerek geçirir. Termin hesabını yalnızca işlem süresine dayandırmak, bu yüzden daha baştan iyimser bir tarih üretir.

Akış süresini işlem, hazırlık, taşıma ve kuyruk süresi bileşenlerine ayıran termin hesaplama şeması

Termin Neden Neredeyse Her Zaman İyimser Verilir?

Sahneyi gözünüzün önüne getirin: müşteri telefondadır ve bir tarih beklemektedir. Satış temsilcisi işi rakibe kaptırmamak için en yakın tarihi söyler; planlamaya sormak, müşteriyi bekletmek demektir. Bu satış baskısı, iyimser terminin ilk ve en yaygın kaynağıdır.

İkinci kaynak, kapasiteyi brüt sanmaktır. Haftada kırk beş saat çalışan bir tezgahın kırk beş saat üretim yapacağı varsayılır. Oysa bakım, arıza, ayar, mola ve kalite sorunları bu sürenin bir bölümünü her hafta düzenli olarak alır. Net kapasite her zaman brüt sürenin altındadır ve termin ancak net kapasiteyle hesaplanırsa tutar.

Üçüncü kaynak, kuyruk süresinin unutulmasıdır. Termin verilirken iş, boş bir atölyeye giriyormuş gibi düşünülür; oysa makinelerin önünde daha önce söz verilmiş işler beklemektedir. Yeni iş kuyruğun arkasına eklenir ve makine ancak sırası geldiğinde ona döner.

Kapasite kontrolü yapılmadan verilen her termin, karşılığı olmayan bir çek yazmaya benzer. Gecikme başlayınca acil iş listeleri büyür, işler araya sokulur, ayar sayısı artar ve kapasite daha da düşer. İyimser termin böylece kendi gecikmesini kendisi üretir.

Termin Tarihi Adım Adım Nasıl Hesaplanır?

Doğru termin bir pazarlık sonucu değil, bir hesap sonucudur. Bu hesabı işletmenizde beş adımda kurabilirsiniz.

İlk adım, net kapasitenizi bilmektir. Her iş istasyonu için takvim süresinden planlı duruşları, bakımı, ortalama arıza kaybını ve ayar sürelerini düşün. Elde kalan rakam, o istasyonun bir haftada gerçekten üretebileceği saattir ve tüm termin hesabının zeminidir.

İkinci adım, mevcut iş yükünü görmektir. Daha önce söz verdiğiniz her iş, istasyonların önünde bekleyen bir yüktür. Yeni siparişin ne zaman sıraya gireceğini ancak bu yükün üzerine koyarak görebilirsiniz. Sorulacak soru işin kaç saat süreceği değil, o saatlerin hangi tarihte boşalacağıdır.

Üçüncü adım, kuyruk süresini gerçek verilerle hesaba katmaktır. Geçmiş iş emirlerinize bakın: benzer bir iş, kapıdan girişinden teslimata kadar gerçekte kaç gün sürmüş? Bu kapıdan kapıya süre, işlem süresinden çok daha güvenilir bir termin temelidir; çünkü kuyruğu, taşımayı ve beklemeyi kendiliğinden içerir.

Dördüncü adım, darboğaza (hattın en yüklü, akışı sınırlayan istasyonu) bakmaktır. Termini belirleyen, işin uğrayacağı en dolu istasyondur; diğer istasyonlar boş olsa bile iş orada bekler. Yeni siparişin darboğazdan hangi tarihte geçebileceği, terminin alt sınırını verir.

Beşinci adım, malzemeyi ve belirsizliği eklemektir. Stokta olmayan malzemenin tedarik süresi üretim başlamadan önce geçer ve termine eklenir; ancak üçüncü adımdaki kapıdan kapıya ortalama bu beklemeyi zaten içeriyorsa aynı süreyi ikinci kez saymayın. Üzerine, işin belirsizliğiyle orantılı bir emniyet payı koyun: ilk kez yapılan bir iş için pay geniş, yüzlerce kez üretilmiş bir ürün için dar tutulmalıdır.

Bu hesabı her siparişte elle yapmak zorlaştığında, sonlu kapasite (her kaynağın gerçek sınırını hesaba katan planlama mantığı) ile çalışan bir planlama yaklaşımı işi devralır: her yeni sipariş mevcut yükün üzerine yerleştirilir ve tutulabilir en erken tarih kendiliğinden görünür.

Net kapasiteyi hesaplayın: takvim süresinden duruş, bakım ve ayar kayıplarını düşün.
Yeni işi mevcut yükün üzerine koyun; boş atölye varsayımıyla plan yapmayın.
Geçmiş işlerin kapıdan kapıya sürelerini termin temeli olarak kullanın.
Darboğazın müsait olacağı tarihi terminin alt sınırı sayın.
Malzeme tedarik süresini ve işe uygun emniyet payını ekleyin.

Termin Verirken Sık Yapılan Hatalar

Aşağıdaki hatalar, birbirinden çok farklı sektörlerdeki atölyelerde şaşırtıcı bir düzenlilikle tekrarlanır. Çoğu kötü niyetten değil; terminin bir hesap değil, bir söz olarak görülmesinden doğar.

Kapasiteyi brüt saymak: tezgahın takvim saatini üretilebilir saat sanmak.
Kuyruk süresini yok sayıp termini yalnızca işlem süresiyle hesaplamak.
Müşterinin istediği tarihi, kapasiteye bakmadan aynen onaylamak.
Her acil işi araya sokmak; öne çekilen her iş, arkadaki tüm terminleri kaydırır.
Malzeme tedarik süresini unutup termini üretim süresinden başlatmak.
Gecikme belli olduğu hâlde müşteriye teslim gününe kadar haber vermemek.

Söz Verilen ve Tutulan Termin Farkı Nasıl İzlenir?

Termin disiplininin ölçüsü tektir: söz verilen tarih ile gerçekleşen teslim tarihi arasındaki fark. Bunu iki basit göstergeyle izleyebilirsiniz. Zamanında teslim oranı, söz verilen tarihte veya öncesinde teslim edilen siparişlerin payını gösterir. Ortalama gecikme ise geciken siparişlerin söz verilen tarihi ortalama kaç gün aştığını söyler.

Bu farkın asıl bedeli müşteri güveninde ödenir. Müşteriniz verdiğiniz termine bir kez güvenemediğinde kendi önlemini almaya başlar: gerçekte ihtiyaç duyduğundan daha erken bir tarih ister, siparişi erken açar, fazladan stok tutar. Daha kötüsü, tarihine güvenebildiği bir tedarikçi aramaya koyulur. Tutulan termin, çoğu sektörde fiyat kadar belirleyici bir rekabet unsurudur.

İzlemeye başlamak için karmaşık bir altyapı gerekmez; kapanan her siparişte söz verilen ve gerçekleşen tarihi yan yana yazmak yeterlidir. Fark düzenli olarak aynı yöndeyse sorun şanssızlık değil yöntemdir: terminler sistematik olarak iyimser veriliyordur ve hesaba kuyruk süresi ile net kapasite dâhil edilmelidir.

Sonuç

Termin tarihini doğru vermek, daha iyi tahmin etmek değil; tahmini hesapla değiştirmek demektir. Net kapasitesini bilen, yeni işi mevcut yükün üzerine koyan, kuyruk süresini gerçek verilerden okuyan ve darboğazı gözeten bir işletme, müşterisine pazarlık payı değil tutulabilir bir tarih söyler.

İlk adım olarak son kapanan siparişlerinizin kapıdan kapıya sürelerini çıkarabilir ve bunları verdiğiniz terminlerle karşılaştırabilirsiniz. Aradaki fark size hem bugünkü iyimserlik payınızı hem de yarın verebileceğiniz gerçekçi terminin ipucunu verir.

Sıkça Sorulan Sorular

Termin hesaplarken emniyet payı bırakmak doğru mudur?

Evet, ancak payın büyüklüğü işin belirsizliğine göre değişmelidir. İlk kez üretilecek bir parça, yeni bir malzeme veya alışılmadık bir tolerans söz konusuysa geniş bir pay makuldür. Yüzlerce kez ürettiğiniz standart bir ürüne aynı payı koymak ise terminlerinizi gereksiz uzatır ve rekabet gücünüzü zayıflatır.

Emniyet payının gizli bir riski de vardır: pay herkesçe bilinirse saha ona göre yavaşlar ve iş, tanınan süreyi doldurur. Bu yüzden payı sipariş bazında bilinçli koymak, her işe alışkanlıkla eklemekten daha sağlıklıdır.

Müşteri, hesapladığımızdan daha kısa bir termin istiyorsa ne yapmalıyız?

Tutulamayacak bir tarihi kabul etmek yerine seçenek sunun. Öncelik değişikliği, ek vardiya, işin bir bölümünün önce gönderilmesi (kısmi teslimat) gibi seçeneklerin her birinin bir bedeli vardır; bu bedeli açıkça konuşmak, sessizce gecikmekten her zaman iyidir.

Kapasite kontrolüne dayanan bir hesabınız varsa bu görüşmede eliniz güçlenir: hangi işin öteleneceğini, ek vardiyanın tarihi ne kadar öne çekeceğini somut olarak gösterebilirsiniz. Hesabı olmayan işletme ise ya her isteği kabul eder ya da gerekçesiz reddeder.

Kuyruk süresini ölçmek için hangi veriye bakmalıyız?

En erişilebilir veri, kapanmış iş emirleridir. Bir iş emrinin açılış tarihi ile teslim tarihi arasındaki fark, o işin gerçek akış süresidir. Bu süreden işlem ve hazırlık saatlerini düştüğünüzde kalan bölüm kuyruğun payını gösterir ve çoğu atölyede bu pay şaşırtıcı derecede büyüktür.

Üretim verisini istasyon bazında toplayan bir sisteminiz varsa işin nerede ne kadar beklediğini de görebilirsiniz. Böyle bir kayıt yoksa benzer işlerin kapıdan kapıya sürelerinin ortalaması bile termin hesabınızı belirgin biçimde daha gerçekçi hâle getirir.

Termin hesabı için özel bir yazılım şart mıdır?

Başlangıç için şart değildir; az sayıda siparişle çalışırken net kapasiteyi, mevcut yükü ve kuyruk payını basit bir tabloda izleyebilirsiniz. Ancak tablonun somut bir sınırı vardır: atölyede kuyruk her gün değişir. Araya giren tek bir acil iş bile arkasındaki bütün işlerin tarihini kaydırır. Her değişiklikte tabloyu elle düzeltmek gerekir ve bu iş, günün koşuşturmasında çoğu zaman ertelenir.

Birkaç gün güncellenmeyen tablo sahadaki gerçek durumun gerisinde kalır; ona bakılarak verilen termin de hesapsız termin kadar iyimser çıkar. Tabloyu güncel tutma çabası siparişleri yetiştirme işinden düzenli olarak zaman çalmaya başladıysa, çizelgeyi her değişiklikte kendiliğinden yenileyen bir planlama sistemine geçmeyi değerlendirebilirsiniz.

Termin gecikeceği kesinleştiğinde ne yapmalıyız?

Müşteriye mümkün olan en erken anda, yeni ve gerçekçi bir tarihle birlikte haber verin. Çoğu müşteri gecikmenin kendisinden çok habersiz yakalanmaktan zarar görür; kendi planını yeni tarihe göre kurabildiğinde ilişki genellikle korunur.

İçeride ise gecikmeyi bir kayıt olarak saklayın: hangi sipariş, hangi istasyonda, hangi nedenle gecikti? Bu kayıtlar birikince terminlerin nerede sistematik olarak iyimser verildiğini gösterir ve bir sonraki hesabın düzeltme payı buradan çıkar.

İlgili İçerikler
Üretim Planlama
Üretim Planlama Sürecinde En Sık Yapılan Hatalar
Üretim Planlama
Kapasite Planlama Nedir?
Tedarik Zinciri
Tedarik Zinciri Yönetiminde Gecikmeleri Azaltmanın Yolları